Post-İnsan Çağında Cinsellik

Cinsel aşktaki derin güvensizlik, Platonov’un 1920’lerde piyasa çıkan çalışmasının ana özelliğiydi. Bu dönemdeki büyük romanları – Chevengur ve özellikle The Foundation Pit – Stalinist ütopyanın ve korkunç sonuçlarının eleştirel bir yorumlanışıydı. Çalışmaları birer hedef şaşırtmaydı. Neden? Platonov’un bu iki esere dayanan ütopyası Stalinist komünizme dayanmıyor aksine 1930’lu yılların erken döneminde olgunlaşmış Stalinizme karşı duran gnostik materyalizme dayanıyordu. Bahsedilen ütopyada ki biokozmizm de denen ve etkileyici bir şekilde bugünün teknolojik bilgeliğine doğru hareket eden bir müjdeci olarak üstün geldi. Bu düşünce şaşırtıcı bir şekilde hızlı yayıldı ve yüzlerce binlerce insanı etkiledi ki buna Trotsky de dahildir harekete katılmıştır ( Lenin’in kendisi bu konuda şüpheci davranan birkaç kişiden biriydi). Politik-ekonomik gücü ele geçirdikten sonra, işçi sınıfının etkileyici bir zafere ulaşması ancak insan olmanın genetik, fiziksel, biyolojik yolunun tekrar modelizasyonundan geçmekteydi. Güç ele geçirildikten sonra, burjuva karşı devriminden son kalan şey cinsellik olmuştu. Dolayısıyla plan yeni sosyalist insanı yaratmaktı. Bu durum yalnızca Stalinist yeni eğitimle yapılmayacak aynı zamanda biyogenetik müdahalelerle de olacaktı. Burada özgün bir teolojik anla karşılaşıyoruz.

Yeni sosyalist insan bundan sonra cinselliğe ihtiyaç duymayacaktı. Ama hangi nedenle? Yalnızca yeniden üremenin biyogenetikle ile yapılacak olmasından ve seksin ortadan kalkacak olmasından değil; aynı zamanda Malebranche’e çok yakın bir nedenle böyle olacaktı. Sıradan hayatlarımızda bedenlerimiz çok hassastır, örneğin acıyı çok hızlı bir şekilde hissederiz. Ama Yeni Komünist İnsan’da acı, bilginin bir formu olacaktır. İnsan olmanın fonksiyonu makineyi andıracaktır: eğer çok sıcak olursa ölçüm yapacak bir alet size çok sıcak olduğunu söyleyecek; hissetmeye gerek kalmadan bilgileneceğiz. Yani amaç Yeni İnsan’ın hislerine direkt olarak bağlı olmamasıdır: duygular, acı vb. ama en yoğun fiziksel duygular saf bilgi için bir işaret olarak algılanacaktır. Malebranche’in occasionalism (ara nedencilik)den bilindiği gibi the Fall (cennetten atılma)ı şöyle tanımlar: cennetten atılma Adem’in Havva’nın çıplak vücuduna bakıp hemen etkilenmesiyle gerçekleşti. Cennette insanlar ütopik komünist rüyadaki gibiydiler, sevişirlerdi ama birbirlerine bağlı değillerdi.

Bahsedildiği gibi, Trotsky de biokozmizmin yandaşlarından biriydi. Yazılarından birinde şöyle diyordu:

İnsan nedir? Kesinlikle bitmiş ya da harmoniye sahip bir oluş değildir. Hayır, insan hala yüksek derecede garip bir varlıktır.
İnsan, bir hayvan olarak planlı bir şekilde evrimleşmedi. İnsanın evrimi kendiliğindenci bir şekilde gelişti ve birçok çelişkiyle birikti. İnsanın fiziki ve duygusal yapısının gelişiminin ve tamamlanışının eğitimi ve düzenlenişi problemi, sosyalizmin temelleri içinde aranması gereken çok büyük bir sorundur. […] insanın yeni “gelişmiş bir versiyonu” nu üretmek komünizmin gelecekteki görevlerindendir. Buna ulaşmak için öncelikle insana dair her şeyi öğrenmemiz gerekir: anatomisi, fizyolojisi ki fizyolojisi aynı zamanda psikolojisidir. İnsan kendisini incelemeli ve kendisini az bulunur bir materyal olarak görmelidir ya da daha iyisi yarı işlenmiş bir madde olarak görmeli ve demelidir ki: “en sonunda, sevgili homo sapiens, seni araştıracağım” (Figes’ten alıntılandı 2001: 447).

[Tercüme: Ramazan Haznedaroğlu. Orjinal burada bulabilirsiniz.]